anne
. *
(bkz: kisisel entry)

karşılık beklemeden ve hatta her şeye rağmen seven tek insan. cefamı çekip sonra sefamı uzaktan seyretmekle yetinen.

sarılır sıcacık, kokumu içine çeker. ağlarken, yalnızlığım içimde bir şeyleri tuz buz ederken ben de hep onun kokusunu hatırlarım. kimse onun gibi kokmaz. Şimdi yanımda olsa kafamı göğsüne gömerdim, ağlamazdım da… gözlerimin içine bakarken içime bir şeyler akar. ne zaman başım sıkışsa, içim sıkılsa gözlerim onu arar. kimsenin avuçları onunki gibi sıcak değildir. yüzümü alır ellerinin arasına öpücüklere boğar.

hayattaki ilk isyanlarımı göğüsleyen kişi. dünyayı karşıma alabileceğim gücü damarlarımda hissettiğim o aptal ergenlik yıllarında dünyanın bütün kötülüklerinden sanki o sorumluymuş gibi tırmaladığım, canını acıttığım insan. Özgürlüğümü kısıtlamakla suçladığım, onu üzdükçe büyüdüğümü sandığım insan. sonra ilk derdimde koşup yardım istediğim, babamdan benim adıma izin alması için elçi olarak gönderdiğim, bir yerlerde bana verebileceği bir miktar parası daima bulunan sevgi dolu bankamatiğim. bütün bencilliğime rağmen beni o kocaman gülümsemesiyle ve olgunluğuyla ses çıkarmadan izleyen insan. büyümemi ve anlamamı sonsuz bir sebat ve sabırla bekleyen.

korkunca, canım yanınca, feryat figan ağlarken dudaklarımdan dökülen isimdir o hep. ‘anne’
minicikken, hayatta en savunmasız olduğumda da yanımdaydı. artık eşek kadar olduğumda da yanımda, hala bebekmişim gibi sakınır beni dünyadan. aç kaldın mı, üstünü sıkı giyindin mi, yoruldun mu, üzüldün mü? her gece rapor veririm.

gönüllü bir köleliktir onun yaptığı. kendime ait evim de olsa gelir, ütü, temizlik, bulaşık ne varsa halleder. ben onun evine gidince ‘sen zaten yoruluyorsun yıl boyunca, otur biraz tatil yap’ der.

babama karşı benim için aslında kendisinin de inanmadığı şeyleri savunur, hem de karşılıksız yapar bu avukatlığı. hayatta karşılaşıp karşılaşabileceğim en fedakar insandır. sever. tertemiz sever.

biliyorum ne zaman gitsem açık olacak bana kucağı, hep sevecek beni ne yaparsam yapayım, ne kadar uzağa gidersem gideyim hiç unutmayacak, hayatından hiç çıkarmayacak. elli yaşıma da gelsem beni kuzucuğum diyerek saçlarımı okşayarak sevecek. biliyorum bana ‘canımın içi’ derken içinin titrediğini. bana ‘canım, hayatım, bitanem’ derken yapmacık olmadığını.

biliyorum benim için dünyayı bile karşısına alabilir. o büyülü güç, ‘annelik’ ona imkansızları imkanlı kılma yetisi veriyor.

beni üzen insanlardan benim ettiğimden fazla nefret eden insandır.
beni bu aptal dünyaya getiren de odur. ama asıl burada kalmama sebep odur. o olmasa çekilecek gibi değildir hayat. hiç kimse onun gibi sarıp sarmalayamaz, uzak kılamaz dünyanın bataklıklarından.

güven duygusunun hayattaki beden bulmuş halidir. Şefkat aşktan güçlüdür*. Şefkatiyle kuşatır etrafımı, koruyucu surlarıdır o benim şehrimin.

cep telefonuyla kırk yaşından sonra tanıştı. gelen aramalara cevap verip bir de rehberdeki birkaç isme telefon edebilmeyi becerebiliyor sadece. gülüyoruz kardeşimle, bize çok basit gelen şeyleri tekrar tekrar sormasına. tuş kilidi devreye girince açamıyor. o kadar acımasızız ki bize eğlenceli geliyor onun bu ‘çağa ayak uydurmak’taki eksikliği.

denize düşen bir sonbahar yaprağı gibi nereye gittiğimi bilmeden savruluyorum uçsuz bucaksız bu şehirde. ona da söylüyorum. ‘anne çok yalnızım, kimse beni sevmiyor’ diyorum. İçi burkuluyor. biliyorum, ama zehrimi ona akıttıktan sonra hissedeceklerini umursamıyorum. telefonu kapatıp ağlıyor*. sabahtan akşama kadar dersler var, konuşamıyor benimle, içi sıkılıyor, ne haldeyim merak ediyor. akşam acısını çıkarıyor, saatlerce keyfimi yerine getirecek bir şeyler anlatmaya çabalıyor, beni mutlu etmek için çırpınıyor. sonra bir gece ağlayarak kapatıyorum. ‘anne çok yalnızım, çok canım sıkılıyor’ diyorum. ‘yarın erken kalkacağım, akşama kadar dersim var, görüşemeyeceğiz’ diyorum. ertesi gün sabah ilk dersten sonra rıhtıma* çıkıyorum tek başıma. boğaza bakıyorum. beni böyle bir noktaymışım gibi küçücük hissettiren şehrin siluetine bakıyorum. gözlerim nemleniyor. Çok yalnızım. neden sonra telefonuma bakıyorum, mesaj gelmiş; ‘bebegim nasilsin seni çok seviyorum canini sikma annen’. *.
Alakalı olabilir!

nedir.Net